Denizli Pamukkale Üniversitesi bünyesinde ateş ölçer tişört yapıldı. Bu tişört sayesinde çocukların ve yoğun bakım hastalarının ateşini ölçmek artık daha kolay.

Pamukkale Üniversitesi ile sanayiciler arasında ortak kurulan bir firma insanların vücut ısısını ölçmeye yarayan bir tişört geliştirdi.

Üniversite bünyesindeki Teknoloji Geliştirme Bölgesinde kurulu bulunan Dekotek Medical firması ateş ölçer tişörtün öncelikle çocuklar ve yoğun bakım hastaları için geliştirdiklerini belirtti.

Çocukların ateşinin doğru olarak ölçümünün zorluğuna ve yoğun bakımda hasta bakımının kalaylaştırılmasına destek olabilecek bu ateş ölçer tişört yaklaşık 6 aylık bir çalışma sonucu ortaya çıktı.

Tişörtün üzerindeki baskı, vücut ısısı 38 derecenin üzerine çıktığında yok oluyor ve bu sayede ebeveyne ya da yoğun bakım görevlisine ikaz veriyor.

Çok yakın zamanda tişörtün seri üretimine başlanacağı bildirildi.

Bakanlık tehlikeli damacana firmalarını deşifre etmeye deva edeceklerini açıkladı. Bu kez, araştırma 81 ilde, Türkiye çapında olacak.

Sağlık Bakanı Recep Akdağ açılış için gittiği Gazi Üniversitesi'nde gazetecilerin sorularını yanıtladı. Damacana tehlikesinin peşini bırakmadıklarını söyleyen Bakan Akdağ, 'Çalışmalarımız sürüyor. Tüm Türkiye'de dolum tesislerini araştırıyoruz. Cuma gününe kadar netleşecek. Sağlıksız üretim yapan firmaların tamamını bakanlığın internet sitesinden duyuracağız' dedi.

Deşifre Edilen Damacana Suyu Firma Sayısı 20'ye Çıktı

Özellikle yaz gününde su tüketiminin ön plana çıktığını vurgulayan Bakan, 'Sadece dolum tesisini mühürlemekle iş bitmiyor. Satış noktaları da çok önemli. Dolum tesisinde problem olmayan bir markanın 25 satış noktasını inceledik. 24'ü temiz çıkmasına rağmen, biri sağlıksız çıktı. Zaten dolum tesisinde de problem yok ama satış noktasının birinde problem var. İlgili satış noktasıyla meselenin irtibatını gösterir' dedi.

81 ilde yapılan büyük çaplı araştırmanın sonuçlarının cuma günü açıklanacağını bildiren Recep Akdağ, 'İstanbul'da yapılan araştırma sonucu 5 firmayı belirledik, isimlerini duyurduk. Aynı işlemi Türkiye genelinde de yapacağız. Satış noktalarını adreslerine, markalarına kadar bildereceğiz' dedi.

Sağlık Bakanlığı tarafından projelendirilip hayata geçirilecek ilk anne sütü bankası İzmir'de, Dr. Behçet Uz Çocuk Hastanesi'nde açılacak.

Çeşitli nedenlerle anne sütü alamayan bebeklere hizmet edecek anne sütü bankası'nın ilkinin İzmir'de Dr. Behçet Uz Çocuk Hastanesi'nde açılması için çalışmalar sürüyor.

Projede İzmir'i pilot bölge seçen Sağlık Bakanlığı, ilk anne sütü bankasını 8 Mart'ta açmayı planlıyor. Dr. Behçet Uz Hastanesi'nde açılacak özel bir bölümde hizmet verecek olan süt bankası prjesini hastane doktorlarından Doç. Dr. Sertaç Arslanoğlu yönetecek.

Hizmet verecek özel bölümde kullanılacak özel süt sağma makineleri ve pastörizasyon cihazları gibi aletlerin temini çalışmaları devam ederken, İzmir, Dr. Behçet Uz Çocuk Hastanesi Anne Sütü Bankası'nın 8 Mart 2013'te hizmete girmesi bekleniyor.

Türkiye'de doğum kontrol yöntemleri arasından yapılacak tercih, partnere ya da arkadaşa danışılırak seçiliyor.

Dünyada 100'den fazla sayıda ülkede araştırma hizmeti veren ve Avrupa'da ki en büyük 5. pazar araştırma kuruluşu olan GFK'nın Türkiye biriminin yapmış olduğu araştırma bilinen fakat yanlış olan bir gerçeği gözler önüne serdi.

Bayer İlaç'ın desteği ile Kadın Sağlığı araştırması yapan GFK Türkiye, kadınların doğum kontrol yöntemleri arasından yapacağı tercihi partnerine ya da bir arkadaşına danışarak seçtiğini ya da seçiminde büyük etkisi olduğunu gösteriyor.

Yaşları 15 ile 49 arasında değişen 1425 kadın üzerinden yapılan araştırmada, doğum kontrol yönetiminin seçilmesinde partnerine ya da bir arkadaşına danışan kadın sayısı 1012. Diğer bir ifadeyle 100 kadından 71'inin seçeceği doğum kontrol yönteminde partner ya da arkadaş etkili oluyor.

Doğum kontrolü kullanma oranının yüzde 14 civarında olduğunu belirten Bayer İlaç'tan Dr. Oğuz Mülazımoğlu ise son dönemlerde kadınların bu yönde bilinçlendirilmesi için çalışmalar yaptıklarını da söyledi.

GFK Türkiye'nin araştırmasında ortaya çıkan bir başka sonuç ise; doğum kontrol yönteminin seçiminde, gelir düzeyinin yüksek olan kişilerde jinekoloğa başvurunun, düşük olanlarda ise arkadaşa sormanın arttığını gösteriyor.


Uyku felci hastalığına yakalanan Bursa'lı Savaş Oral 12 yıldır uyuyamıyor. Tıp dünyasının derdine derman olamadığını belirten Oral hastalığına bir çare bulunmasını istiyor.

2000 yılının Nisan ayından beri hiç uyumadığını belirten, bunun yapılan ölçümlerle de doğrulandığını anlatan Savaş Oral hastalığına bir çare bulunmasını istedi.

12 yıl önce bir akşam uyumak üzere yatağa yattığında beyninde dalgalanmalar ve vücudunda kasılmalar olduğunu hisseden Oral o geceden beri uyuyamadığını söyledi.

Aşırı halsizlik ve yorgunluk nedeniyle hiçbir işte çalışamadığını belirten Oral, eşinin günlük işlerden para kazandığını, yaşam standartlarının çok altındaki gelirleriyle çocuklarının eğitimlerinin aksadığını anlattı.

Uyku Felci Sebepleri
Kendiliğinden ortaya çıkabileceği gibi çeşitli araştırmalarla bazı sebeplere de bağlanan uyku felci hastalığının oluşmasına etki edebilecek etkenler şöyle sıralanmıştır.

Az uyumak, aşırı stres, sırtüstü uyumak, şekerleme olarak tabir edilen kısa süreli vakitsiz uykular, normalden çok ya da az uyumak, uyku felcine yakalanmadan hemen önce görülen halk dili tabiriyle karabasan, ani çevre ya da yaşam tarzı değişikliği.


En uygun sünnet yaşı nedir? Çocuklar için en ideal sünnet zamanı ne olmalıdır?

Uzmanlar sünnetin kanserden koruyan özelliğine vurgu yapıyor. Ve ekliyor: 'En uygun yaş 0-2 yaş arası. Ya da 7'den sonra yapılmalı.'

Sünnet işlemi çocuklarda mutlaka 0-2 yaş arasında ya da 7 yaşından sonra yapılmalıdır. Çocuk yeni doğduğunda; penis damarları ve sinir ağı tam olarak gelişmediğinden, lokal anestezi ile sünnet işlemi rahatlıkla uygulanabilmektedir. Bu dönem sünnet işlemi için tercih edilebilir.

İlerleyen yaşlardaki sünnet için mutlaka anestezi yapılmalıdır. Bu çocuğun psikolojisi için önemlidir.

Antalya'da ilköğretim okulu öğrencileri 'İlacınla İlacım Olur musun?' dedi ve örnek alınacak bir ilaç toplama kampanyası başlattılar.

Antalya'nın Kumluca ilçesinde evlerindeki kullanılmayan ilaçların çöpe gitmesine üzülen öğrenciler, örnek alınacak bir kampanya başlattı.

Atatürk ilköğretim Okulu öğrencileri, 'İlacınla İlacım Olur musun?' ismini verdikleri kampanya ile kullanılmayan ilaçları topluyorlar. Okulun müdürü Erkan Kocababa, öğrencilerde yardımlaşma, dayanışma ve paylaşma duygusunu geliştirmek, ihtiyaç sahiplerine yardımcı olabilmek için kampanyayı düzenlediklerini belirtti. Kocababa, toplanan ilaçların iki dönem halinde Kızılay'a teslim edildiğini bildirdi. Türkiye'de ilaca ulaşmanın çok kolay olduğunu, ancak bazı ülkelerde bunun gerçekten çok zor olabildiğini belirten Kocababa,'Bazen aldığımız ilaçları hiç kullanmadan, bazen de bir miktarını kullandıktan sonra çöpe atıyoruz. Umarım bu çalışma ile tüm Kumluca ve Kumluca dışındaki insanlar ellerinde atıl durumda bulunan ilaçları bize getirir. Bizler de bunları ayrıştırarak Kızılay aracılığıyla ihtiyaç sahiplerine ulaştırmak istiyoruz' dedi. Kocabab Kumluca ilçesinde bulunan okullar başta olmak üzere tüm resmi kurumlara duyuru yaptıklarını belirtti. Ayrıca esnafları da bilgilendirmek amacıyla ilçe genelinde birçok yere afiş astıklarını kaydetti.

İlaç toplama kampanyasına katılan öğrenciler kullanılmayan ilaçların ihtiyaç sahiplerine ve yardıma muhtaç olan kişilere ulaştırılacak olmasından dolayı mutluluk duyduklarını söylediler. Kampanyaya destek isteyen öğrenciler topladıkları ilaçları bu ay sonunda ve Mayıs ayında Kızılay'a teslim edecekler.

Uzmanların bol bol tüketin dediği, yaşamsal faaliyetler için yüzde yüz gerekli olan su, fazla içildiğinde tehlike yaratır mı?

Geçtiğimiz günlerde Norveç'te yaşanan vaka suyun fazlasının sorgulanması gerektiğini hatırlatmıştı. Olayda Norveç'te yaşayan üniversite öğrencisi 1 saatte içtiği, 5 litre su ile beyin damarlarına fazla basınç göndererek yaşama veda etmişti. Uzmanların bol tüketin dediği suyun fazlası ne zaman başlar? Ne kadara kadar rahatlıkla tüketebiliriz?

Günde ortalama 2 litre su
Uzmanlar suyun yaşamsal faaliyet için büyük önem taşıdığını günde ortalama iki litre su tüketilmesinin faydalı olduğunu söylüyor. Günlük su tüketimini gereksinimi yaş, kilo, cinsiyet gibi özelliklere göre değişiyor. Su kaybının az olduğu kış dönemlerimde bu tüketim 1,5 litreye kadar düşebilir. Ancak su kaybının çok olduğu sıcak yaz günlerinde gereksinim 2,5 litreye kadar çıkabiliyor.

Ancak su tüketiminin ilerlediği noktalarda su, sağlığımız için tehdit oluşturmaya başlıyor. Vücudun ısısının düzenlenmesinden böbreklerin çalışmasına kadar birçok faaliyette önemli olan su, fazla alındığında tehlike saçabiliyor.

Kişiye göre tehlike sınırları ise henüz net olarak çizelemiyor. Aynı özellikle sahip iki kişi farklı tüketim gereksinimi yaşayabiliyor. Örneğin sıcakta çalışan bir kişi günde 4 litreye kadar su tüketebilirken, serin bir yerde çalışan aynı kişi 2 litre su ile gereksinimini karşılayabiliyor.

Ancak böbreklerin su almada belirli bir sınırı var. Böbrekler kapasitelerinin üstünde su aldığında, atılamayan su kan hücrelerinde değişiklere neden olarak kusma, bulantı, halsizlik gibi şikayetlere, beyin ödemi, felç, koma gibi rahatsızlıklara neden olabiliyor.

Medulada yaşanan arıza nedeniyle sisteme giriş yapılamadı. İki gün ilaç veremeyen eczaneler nedeniyle hastalar büyük sıkıntı yaşadı.

Geçtiğimiz iki gün boyunca Antalya'da meydana gelen e-medula sistemi arızası nedeniyle, eczacılar sisteme giriş yapamadı. Antalya Eczacılar Odası Başkanı Kerem Zabun, 'Sistemde meydana arızalar nedeniyle hastalar ya uzun süre beklemek zorunda kaldı ya da ilaç alamadan eczaneleri terk etti' dedi. Sistemin genel olarak sorun yaşadığını ve gerek eczacılar, gerekse hastalar için işlemeyen bir sistem olduğunu belirten Zabun 'Bu uygulama eczacılar ve hastaları karşı karşıya getirmektedir. Sistemin ilk uygulandığı 2010 yılından bu yana arızalar mevcuttur. Eskiden meydana gelen kısa aralıklı kesintiler yerini uzun süreli kesintilere bırakmıştır. Bu durum acil hastalar için tehlike teşkil etmektedir' dedi. Zabun yeni bir sistemin oluşmasını gerektiğini vurguladı ve SGK yetkililerini çözüme davet etti.

Medula Nedir?
'Med'ikal ve 'Ula'k sözcüklerinin birleşiminden oluşan Medula kelimesi, GSS (Genel Sağlık Sigortası) ile hastaneler arasında fatura bilgisini elektronik ortamda topla­mak, geri ödemesini gerçekleştirmek için oluşturulmuş bir organizasyon sisteminin adıdır.

Yoğurt, mayası itibariyle sütten farklı bir yapı olarak karşımızı çıkıyor. Yoğurdu, yoğurt çorbası, yoğurt salatası, yoğurt tatlısı olarak tüketmek mümkün.

Yoğurt yapısı itibariyle sütün mayalanması sonucu ortaya çıkar ve içinde yararlı mikroorganizmalar barındırır. Bu mikroorganizmalar insan vucüdunda zararlı bakterileri yok eder ve sindirimi kolaylaştırır. Süttü bulunan tüm özelliklerini içerisinde bulunduran yoğurt, kalsiyum bakımından da zengindir.

Her sofrada bir kase yoğurt tüketilmesini öneren uzmanlar, sadece kalsiyum ve enerji bakımından zengin olmayan yoğurdun sindirim sistemini düzenleyeci özelliğine de dikkat çekiyor. Günümüzden yaklaşık bin yıl önce Anadolu'da keşfedilen ve Türkler tarafından Avrupa'ya yayılan yoğurdun rahatlatıcı etkisi de başka özelliklerinden. Gece yatmadan yenen yoğurdun deliksiz bir uyku sağladığı unutulmamalıdır.

Uzmanlar yoğurdun suyunda bolca bulunan B vitamini nedeniyle süzmeden yenilmesini gerektiğini söylüyor. Uzmanların sütten daha besleyici olarak önerdiği yoğurt, şeker hastaları içinde önemli bir gıda takviyesi. Midedeki şekeri düzenleyen yoğurdun, geceleri yatmadan da yenilmesi tavsiye ediliyor. Yoğurdu, yoğurt çorbası, yoğurt salatası, yoğurt tatlısı olarak da tüketmek mümkün.