SGK'nın 1 Temmuz 2012'de kullanıma açtığı e-reçete uygulaması ile bugünden itibaren kağıt reçeteler tamamen iptal oldu.

Sahte reçete, sahte ilaç, kağıt israfı gibi durumlara son veren ve daha hızlı bir hizmet getiren e-reçete uygulaması yurdun tamamında uygulamaya girdi.

1 Temmuz 2012 tarihinden itibaren hem e-reçete hem de kağıt reçete ile ilaç alabilen hastalar artık sadece e-reçete ile eczanelerden ilaçlarını alabilecekler.

Uzmanlar, başta sahte reçete olmak üzere sahte ilaçlarında önüne geçileceğini, kağıt tasarrufu ile doğaya katkı sağlanacağını bildirirken vatandaşa da daha hızlı hizmet verileceğinin altını çiziyor. Ülkemizde yılda ortalama 350 milyon reçete yazılıyor.

Medula sisteminde yaşanacak olası aksaklıklar gerek eczacıları gerekse de hastaları tedirgin etse de bugün tam anlamıyla geçilen e-reçete sisteminde şu ana kadar herhangi bir problem olmadığı görülüyor.

İstanbul'da tartıştığı hastayı listesinden çıkarmak isteyen aile hekiminin talebini mahkeme haklı buldu.

Türkiye genelinde Aile Hekimliği uygulaması artık sisteme oturdu gibi fakat uygulamada sadece hastalar istemediği doktorunu değiştirebiliyorlardı. Ancak aynı durum doktorlar için söz konusu değildi. İstanbul'da yaşanan bir olay neticesinde mahkeme doktora seçme hakkını verdi. İl Sağlık Müdürlüğü karara itiraz edebilir. Ancak Danıştay onadığı takdirde karar kalıcı olacak.

Aile hekimi Dr. Alev Doğan hastası Ahmet Yavaş'ın taleplerini geri çevirince tartışma yaşandı. Yaşanan tartışmaya rağmen Yavaş tedavi olmak için Dr. Doğan'a gitmeyi sürdürdü. Müdürlüğe başvurarak hastasının değişmesini isteyen Doğan'a Müdürlük, 'Hakaret var ise savcılığa başvur' yanıtını verdi. Bunun sonucunda İstanbul Tabipler Odası, müdürlük aleyhinde davada bulundu. Açılan davada Dr. Doğan haklı bulundu.

Mahkeme gerekçe olarak 'Hekimler, mesleki veya şahsi sebeplerle hastaya bakmayı reddedebilir, tedaviyi bitirmeden hastasını bırakabilir. Ancak bu gibi hallerde tedavisinin aksamaması için hastasına zamanında bilgi vermesi şarttır' dedi.

Antalya'da ilköğretim okulu öğrencileri 'İlacınla İlacım Olur musun?' dedi ve örnek alınacak bir ilaç toplama kampanyası başlattılar.

Antalya'nın Kumluca ilçesinde evlerindeki kullanılmayan ilaçların çöpe gitmesine üzülen öğrenciler, örnek alınacak bir kampanya başlattı.

Atatürk ilköğretim Okulu öğrencileri, 'İlacınla İlacım Olur musun?' ismini verdikleri kampanya ile kullanılmayan ilaçları topluyorlar. Okulun müdürü Erkan Kocababa, öğrencilerde yardımlaşma, dayanışma ve paylaşma duygusunu geliştirmek, ihtiyaç sahiplerine yardımcı olabilmek için kampanyayı düzenlediklerini belirtti. Kocababa, toplanan ilaçların iki dönem halinde Kızılay'a teslim edildiğini bildirdi. Türkiye'de ilaca ulaşmanın çok kolay olduğunu, ancak bazı ülkelerde bunun gerçekten çok zor olabildiğini belirten Kocababa,'Bazen aldığımız ilaçları hiç kullanmadan, bazen de bir miktarını kullandıktan sonra çöpe atıyoruz. Umarım bu çalışma ile tüm Kumluca ve Kumluca dışındaki insanlar ellerinde atıl durumda bulunan ilaçları bize getirir. Bizler de bunları ayrıştırarak Kızılay aracılığıyla ihtiyaç sahiplerine ulaştırmak istiyoruz' dedi. Kocabab Kumluca ilçesinde bulunan okullar başta olmak üzere tüm resmi kurumlara duyuru yaptıklarını belirtti. Ayrıca esnafları da bilgilendirmek amacıyla ilçe genelinde birçok yere afiş astıklarını kaydetti.

İlaç toplama kampanyasına katılan öğrenciler kullanılmayan ilaçların ihtiyaç sahiplerine ve yardıma muhtaç olan kişilere ulaştırılacak olmasından dolayı mutluluk duyduklarını söylediler. Kampanyaya destek isteyen öğrenciler topladıkları ilaçları bu ay sonunda ve Mayıs ayında Kızılay'a teslim edecekler.

Bakanlık tehlikeli damacana firmalarını deşifre etmeye deva edeceklerini açıkladı. Bu kez, araştırma 81 ilde, Türkiye çapında olacak.

Sağlık Bakanı Recep Akdağ açılış için gittiği Gazi Üniversitesi'nde gazetecilerin sorularını yanıtladı. Damacana tehlikesinin peşini bırakmadıklarını söyleyen Bakan Akdağ, 'Çalışmalarımız sürüyor. Tüm Türkiye'de dolum tesislerini araştırıyoruz. Cuma gününe kadar netleşecek. Sağlıksız üretim yapan firmaların tamamını bakanlığın internet sitesinden duyuracağız' dedi.

Deşifre Edilen Damacana Suyu Firma Sayısı 20'ye Çıktı

Özellikle yaz gününde su tüketiminin ön plana çıktığını vurgulayan Bakan, 'Sadece dolum tesisini mühürlemekle iş bitmiyor. Satış noktaları da çok önemli. Dolum tesisinde problem olmayan bir markanın 25 satış noktasını inceledik. 24'ü temiz çıkmasına rağmen, biri sağlıksız çıktı. Zaten dolum tesisinde de problem yok ama satış noktasının birinde problem var. İlgili satış noktasıyla meselenin irtibatını gösterir' dedi.

81 ilde yapılan büyük çaplı araştırmanın sonuçlarının cuma günü açıklanacağını bildiren Recep Akdağ, 'İstanbul'da yapılan araştırma sonucu 5 firmayı belirledik, isimlerini duyurduk. Aynı işlemi Türkiye genelinde de yapacağız. Satış noktalarını adreslerine, markalarına kadar bildereceğiz' dedi.

Geçtiğimiz günlerde İstanbul'da yapılan bir araştırmanın sonuçları halkı hayrete düşürdü.

Birçoğumuzun evinde, işyerinde sağlıklı diye kullandığı damacana sularının sağlıklı olduğu argümanı gittikçe yıkılıyor. Önceleri plastik ambalajda olduğu için sağlıksız olduğu iddia edilen damacana sularının şimdi de mikrop taşıdığı iddia ediliyor.

İstanbul'da özel bir laboratuarda yapılan araştırmaya göre 55 tanınmış markanın sularından sadece 14'ü sağlıklı çıktı. 41 markada ise başta ‘koliform’ (dışkı yoluyla bulaşan) bakteriler olmak üzere insan sağlığına zararlı maddeler bulundu.

Özel laboratuar yetkilisi Can Demir, 'Bandrollü 55 damacana, 11 ayrı laboratuara götürüldü. Burada tahlil edildi. 14'ü uygun çıktı, 41'i sağlığa zararlı' dedi. Bakterilerin dolum esnasında ve üretim sahasında bulaştığı tahmin ediliyor.

Basında haber geniş yer bulduktan sonra İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş damacana sularının sağlıksız olduklarını tahmin ettiklerini ve şebeke suyunun birçok markaya göre daha sağlıklı olduğunu vurguladı.

Sağlık Bakanı Recep Akdağ ise yapılan incelemeden sonra firmaların ifşa edileceğini duyurdu.

Sağlık Bakanlığı, sağlıksız olduğunu tespit ettiği damacana su firmalarını açıklamaya devam ediyor. Deşifre edilen firma sayısı 20'ye çıktı.

Sağlık Bakanlığı, ülke genelinde faaliyet gösteren 254 damacana su firmasının ürünlerinin sağlıklı olup olmadığını inceledi.

Sağlıksız 114 Damacana Su Satış Noktası Açıklandı


1100 numune üzerinde yapılan laboratuvar incelemeleri neticesinde 114 markada sağlığa uygun olmayan durumlar tespit edildi.

Geçtiğimiz hafta İstanbul'da faaliyet gösteren 5 firmaya (Alps, Buzada, Erpınar, Kervansaray ve Yalısu) ilave olarak 15 Su Dolum tesisi daha Sağlık Bakanlığı tarafından deşifre edildi.


Sağlık Koşullarda Üretim Yaptığı Deşifre Edilen Damacana Su Firmaları

Alka Madran Su
Bahçeayran Su
Beysu
Buzdağ Su
EDK Lara Su
Esensu Özayran Su
Gençsu
Hazar Vox Nida Su
Hünkar Su
İdeal Su
İvriz Su
Kabalak Su
Kardelen Su
Karlık Madran Su
Revan Su





74,7 milyon nüfusa sahip ülkemizde her saniye 10 reçete yazılıyor, bir günde yazılan reçete sayısı 1 milyon'a yakın.

Sosyal Güvenlik Kurumu verilerine göre ortaya çıkan tablo sağlık sektörünün büyüklüğünü gözler önüne seriyor. Günde 1 milyona yakın reçetenin yazıldığı ülkemizde her bir reçetenin ortalama maliyeti ise 45,02 TL.

SGK tarafından yayınlanan rapora göre 2011 yılında 339.616.673 adet reçete yazıldı. Önceki yıla göre 33.155.944 adet daha fazla reçetenin yazıldığı ülkemizde reçete başı maliyet ise 2010 yılına göre 3,59 TL düşerek 45,02 TL'ye geriledi.

15,2 milyar lira toplam reçete tutarının oluştuğu 2011 yılında kişi başına yazılan reçete tutarı 202,59 TL.

2011'de yazılan toplam 339.616.673 reçeteden 35.498.960 adet reçete yeşil kart sahibi hastalara yazılırken bu reçeteler toplam reçete sayısının yüzde 10,4'üne denk geliyor.

Reçete başı ortalama maliyet 2009 yılında 48,95 TL, 2010 yılında 48,61 TL, 2011 yılında 45,02 TL olarak gerçekleşirken 2012 yılının ilk 3 ayında yazılan reçetelerin ortalama maliyeti ise 38,45 TL olarak tespit edildi.

Aktarlarda satışı yapılan ürünler konusunda İEGM, İl Sağlık Müdürlüklerine bir yazı gönderdi. Yazıda denetimlerin sıklıkla yapılması gerektiği vurgulandı.

İlaç ve Eczacılık Genel Müdürlüğü, Sağlık Bakanlığı'ndan izinli olmayan ürünlerin satışının yapıldığı dükkanlara, 5777 sayılı kanun kapsamında izin belgesi verildiği yönünde duyumlar alması üzerine bir yazı yayımladı.

Yayımlanan yazıda, Sağlık Bakanlığı'ndan onaylı olmayan gıda takviyesi adı altında satışı yapılan ürünler için izin belgesi düzenlenmemesi, genelgeye uymayan aktarların tespit edilmesi durumunda ilgili dükkanın izin belgelerinin iptal edilmesi gerektiği belirtildi.

Ayrıca aktar ve bahartçıların vitrinlerinde genelge hükümleri ve 663 sayılı kanuna uymayan durumların tespiti halinde sorumlular hakkında işlem yapılması gerektiği vurgulanırken, geri dönüşümü olmayan sağlık sorunlarının yaşanmaması ve halkın yanıltılarak haksız gelir elde edilmemesi için ilgili dükkanlara sık sık denetim yapılması gerektiği duyuruldu.

Uzmanların bol bol tüketin dediği, yaşamsal faaliyetler için yüzde yüz gerekli olan su, fazla içildiğinde tehlike yaratır mı?

Geçtiğimiz günlerde Norveç'te yaşanan vaka suyun fazlasının sorgulanması gerektiğini hatırlatmıştı. Olayda Norveç'te yaşayan üniversite öğrencisi 1 saatte içtiği, 5 litre su ile beyin damarlarına fazla basınç göndererek yaşama veda etmişti. Uzmanların bol tüketin dediği suyun fazlası ne zaman başlar? Ne kadara kadar rahatlıkla tüketebiliriz?

Günde ortalama 2 litre su
Uzmanlar suyun yaşamsal faaliyet için büyük önem taşıdığını günde ortalama iki litre su tüketilmesinin faydalı olduğunu söylüyor. Günlük su tüketimini gereksinimi yaş, kilo, cinsiyet gibi özelliklere göre değişiyor. Su kaybının az olduğu kış dönemlerimde bu tüketim 1,5 litreye kadar düşebilir. Ancak su kaybının çok olduğu sıcak yaz günlerinde gereksinim 2,5 litreye kadar çıkabiliyor.

Ancak su tüketiminin ilerlediği noktalarda su, sağlığımız için tehdit oluşturmaya başlıyor. Vücudun ısısının düzenlenmesinden böbreklerin çalışmasına kadar birçok faaliyette önemli olan su, fazla alındığında tehlike saçabiliyor.

Kişiye göre tehlike sınırları ise henüz net olarak çizelemiyor. Aynı özellikle sahip iki kişi farklı tüketim gereksinimi yaşayabiliyor. Örneğin sıcakta çalışan bir kişi günde 4 litreye kadar su tüketebilirken, serin bir yerde çalışan aynı kişi 2 litre su ile gereksinimini karşılayabiliyor.

Ancak böbreklerin su almada belirli bir sınırı var. Böbrekler kapasitelerinin üstünde su aldığında, atılamayan su kan hücrelerinde değişiklere neden olarak kusma, bulantı, halsizlik gibi şikayetlere, beyin ödemi, felç, koma gibi rahatsızlıklara neden olabiliyor.

Ağustos ayı ile beraber güneş etkisini kaybetmeye başlasa da zararları ışınları güneşin tehlikesini koruyor. Peki güneşin tehlikeli ışınlarında korunmanın yolları nedir? Güneş gözlüğü haricinde neler ile korunabiliriz?

En mühim güneş ışınları UV-A ve UV-B'dir. Bu iki ışın da kansere neden olurken, UV-A ozon tarafından emilmez, derinin derinliklerine işleyerek em erken yaşlanmaya neden olur hem de kişinin bağışıklık sistemini bozar. UV-B kısmen ozon tabakası tarafından emilir. Güneş yanıklıkları ve bronzalaşmaya neden olur. Katarakt ile ilişlisi olduğu saptanmıştır. Cilt kanserinde iki ışın da etkili olduğunu için ikisinden de korunmak gerekir.

Çocuklar yetişkinlere göre daha fazla güneş ışığına maruz kalmaktadır. Hayatımız boyunca maruz kaldığımız UV ışınlarının yarısından fazlası çocukluk döneminde almış oluruz. Bu yüzden güneş ışığından korunmada ergenlik ve çocukluk dönemleri büüyk önem taşır.

Güneş ışınlarından korunma yöntemleri

1- Gün içinde dışarıdaki işlerinizi güneşin zararlı olmadığı dönemlerde yapın. 10 ila 16 saatlerinden, özellikle güneşin en yoğun olduğu 11-13 saatleri arasında dışarıda olmamaya özen gösterin.

2- Giyiminize önem gösterin. Gerçek pamuklu giyisiler güneş zararlarından sizi korur. Islak ve streç giyisiler güneş ışığının zararına kapılmanızda rol oynayabilir. O yüzden pamuklui bol ve kuur giyisiler tercih edin.

3- Şapka kullanın. Geniş kenarlı, sadece yüzü örten değil, kulaklar burun ve enseyi öretecek şekilde lejyoner şapkalar tercih edin.

4- Güneş gözlüğü kullanın. Gözlük kullanarak sadece gözünüzü değil göz çevrenizdeki derinizi de güneşin zararlı ışınlarından korumuş olursunuz.

5- Güenşte dışarıda iseniz ağaç altı ve gölgelik alanları tercih edin. Güneş ışınları sadece yukarıdan gelmez, betondan ve kumdan da yansıyarak da vücudunuza erişebilir.